10 Ekim 2013 Perşembe

KARİKATÜRLERLE SOSYAL MEDYA ve MİZAH

Sosyal medya denince insan bunun sınırlarını çok merak ediyor, yani artık ulaşılmaz diye bir kavram, sosyal medya sayesinde neredeyse kalktı gibi, rastgele ve ya tesadüfen de olsa tanımadığımız, hatta aynı dili konuşmadığımız, hatta aynı ülkede bile yaşamadığımız bir insan bize ulaşabiliyor, yolunu kaybedip bir yerden bize değebiliyor... İş yabancı ülkeye ve yabancı insana kayınca bizim kafamız genelde ''Lan bi yabancı dilim olucaktı ne hatun kaldırırdım var ya''  gibisinden bir kalıba da dönebiliyor, sanki yabancı dil bir tek o işe yarıyormuş gibi ve sanki kendi ülkesinde Kazanova’ymış yemiş bitirmiş tüketmiş de yetmemiş ülke dışına açılma ihtiyacı doğmuş onun için gibi! Halbuki baktığında, daha önceki sevdalarını idare edememiş bir insandır yani, ne demeye yüksekten uçuyorsa... Neyse benim esasen anlatacağım anlatmak istediğim konu böyle sığ konuların tamamen dışında, ben bi sosyal medyadan konuyu açıyım oraya bağlarım nasıl olsa diye girişte biraz geyik yapma ihtiyacı hissettim o kadar...


Sosyal medya, acaba bir yazışma, iletişim, fenomenlik, tanınma, iş bulma ve ya işçi bulma vs gibi zaten hali hazırda kullandığımız sisteminin dışında, bir tedavi ve şifa kaynağı da olabilir mi? (diye bir merak ettim) Misal benim bir rahatsızlığım var, bu rahatsızlığı gittiğim bir doktor sosyal medyayı da kullanarak tedavi edebilir mi ve ya böyle yardımcı yöntemler geliştirilebilir mi?


Her şeyi de bize soruyorsun diyorsunuz ama ben de zaten ''olabilir'' ve ''yapılır'' gibi elimde kesin kanıtlar olmadığından işi acaba'larla bağlıyorum, peki, o zaman bu fikrimi hem keyif almak hem de söylemek istediğimi ifade edebilmek için örneklerle renklendireyim...





     Mesela hafıza kaybı yaşayan bir insan, facebook ile tedavi edilebilir mi?

komik resim, en komik karikatür, ersin perk, karikatür, komik, komik karikatürler, mizah, karikaturler, komik karikatur, facebook komik, doktor karikatürü






        Farkettim de hafıza kaybı sosyal alanda da epey riskler taşıyabilirmiş...


en komik karikatür, ersin perk, karikatür, komik, komik karikatürler, mizah, karikaturler, komik karikatur, facebook komik, hafıza kaybı




































Atıyorum benim çok konuşan bir eşim olsa, işten geldiğimde dırdır, sokağa çıksam dırdır, çenebaz ve beni yıldırmış, bunun tedavisini twitter'de arayabilir miyim mesela?

en komik karikatür, ersin perk, karikatür, komik, komik karikatürler, mizah, karikaturler, komik karikatur, twitter, twitter komik























Anlatmaya çalıştığım sanırım biraz daha şekillenmiştir, tıp alanında bir ilerleme kaydettirebilir mi yani sosyal medya, doktorlarımızın daha aktif olduğu bir sosyal medya ama, misal benim hastalığımı teşhis etmiş bi doktor, onun ayağına gelmemi beklemese, teşhis eder etmez paylaşsa... Bu sosyal medya ile daha basit değil midir, niye beni ayağına çağırıyosun ki!

en komik karikatür, ersin perk, karikatür, komik, komik karikatürler, mizah, karikaturler, komik karikatur, twitter, twitter komik

















Ya da ilaç yazmak için beni niye ayağına bekleyesin di mi ama?

en komik karikatür, ersin perk, karikatür, komik, komik karikatürler, mizah, karikaturler, komik karikatur, doktor komik, doktor yazısı




























Tamam bazı durumlar doktorun ayağına kadar gitmemizi de gerektirebilir kabul, fakat gene de bazı konularda sosyal mecradan yardım alabilirler, biraz hayalgücü be doktor... Aslansın...

en komik karikatür, ersin perk, karikatür, komik, komik karikatürler, mizah, karikaturler, komik karikatur, hipnoz, doktor karikatürü



























Sosyal medya ve doktor ilişkisi nerden aklıma takıldı bilemicem ama iyi ki de takılmış, düşündüğümüzde hakikaten de bazı konularda doktorlarımızın da bu sosyal mecraya geçiş yapmalarını bekliyoruz, bu artık bir ihtiyaç gibi oldu, gerçi hali hazırda güzel işler yapan, interaktif olarak sosyal alanda insanlarla ilgilenen bir kitle zaten var, daha da büyür inşallah…



Doktorlar deyince, ayrı paragraf daha oluşturmak istedim, malum kanal sana sesleniyorum, Doktorlar dizisi eziyetini çektirmek için yazı bekleme, kışın diyetini ödeyelim, yazın serbest bırak bizi, lütfen lütfen lütfen...
ErsinPERK  



  takı çeşitleri, en güzel takılar, gözlük modelleri, güneş gözlüğü, kolye çeşitleri, kolye modelleri, küpe modelleri, küpe çeşitleri, tarz gözlükler, tarz küpeler, tarz kolyeler, doğum günü hediyesi, anneler günü hediye, hediye çeşitleri, hediyelik



ÖLME LAN!

20 DALDA OSKAR’A ADAYIM!

sigara, ersin perk, ölüm, karikatür, en komik karikatür, sigaranın zararları


Evet, artık bıraktığım ve içmediğim o 20 dal sigaranın her dalı için ayrı ayrı ödüllendiriyorum kendimi… Zaten başlamanın hata olduğu bir şeyi, sonrasında bitirdiğinizde o sizin ödülünüz oluyor, ben de bitirdim… O beni bitireceğine, ben onu bitirdim…

Ne zaman başladım, neden gerek duydum bunu asla anlamadım, kimse anlamadı, benim sigara içiyor olmam  Acun Ilıcalı’nın tutmayan bir televizyon projesi yapması ihtimaliyle aynıydı çünkü! Evin içinde sigara içirmeyen, sigara içiyor diye babasını odanın dışarısına postalayan, sigara içilen ortamda 2 dakika durmayıp orayı terkeden ben, nasıl sigara içebilirdim ki? Lise yıllarında bolca arkadaşları tarafından uzatıldığı halde “Dur lan bi neymiş bu, nasıl bişeymiş acaba” diye gram merak ve istek duymayan bir insan olarak, lise bittiğinde nasıl bir gaflete düştüysem içiverdim… Gizli gizli içiyor olmak, o dumanın içe çekildiğinde oluşan tatlı baş dönmesi, daha sonrasında işi daha cazip hale getirmişti… Ama işin bir de görünmeyen taraflarının olduğunu o toy beyin nereden kavrayabilirdi ki! Bizimkiler öğrenmesin bilmesin diye aylarca uğraşmanın sonucunda bir gün ele verdim tabii kendimi, ayakkabı kutusunun içinde bir sigara paketi yakalamıştı annem, ilk etapta olayı iyi kıvırmıştım, o sıralar abim askerdeydi “Yaaa anne ben sigara içer miyim hiç, abimin paketidir unutmuştur” gibisinden olayı başımdan savuşturmuştum; fakat gerizekalı gibi o paketten içmeye devam etmemeliydim tabi… Hal böyle olunca benim içtiğim anlaşılmış, yakalanmıştım, bir süre üzerimde eziyet olsa da yakalanmak beni çok da rahatlamıştı diğer taraftan, e zaten biliyorlardı ve artık kimseden saklamak-saklanmak zorunda değildim… Çok kısa zamanda sigara artık bir keyif olmaktan çıkıp, alışkanlığa, ufak çapta bağımlılığa dönüşmüştü, ilk günkü gibi bir baş dönmesi tadı, bir rahatlama sağlamıyordu artık, kendini bana iyi kakalamıştı, ben bu durumdan hiç hoşlanmasam da o artık her gün daha da fazla tükettiriyordu kendini, beni de yavaş yavaş ama derinden tüketmeye başlamıştı…

Tükene tükene yaklaşık 8 sene geçti, sonunda ufak çaplı kalpte çarpıntılar, nefes darlıkları, uyuşukluk, hayattan keyif alamama, berbat kokusu da cabası olduğu halde bir insana dönüşmüş buldum kendimi, bana tüm bunları yaparken benim garezim ne olabilirdi ki hala bu tek taraflı bile olmayan dostluğun peşindeydim, hem de bu kadar uzun yıllardır… Nasıl bir hipnoz bu? Ne çeşit büyü yani… Artık kanın bile vücudunda yavaş döndüğünü, hatta damarlarının tıkanıklığından dolayı kan akışının zar zor gerçekleştiğini bile hisseder vaziyete gelebiliyorsun… Ölümün yaklaştığını kalbinin çırpınışlarından anlayabiliyorsun… Peki derdin ne senin!

Neden belirli periyodlarla bir ibadetmişçesine alıp yakıyorsun o parmak kadar şeyi, peki hangi işkence bir insanın kendini yavaş yavaş yok etmesinden daha ağır, peki hangi ölüm bu kadar yavaş ve sinsice daha da acıklısı, bu kadar “BOŞ” olabilir…

Ben bırakma kararı verir vermez twitter’den paylaşmıştım bu kararımı, o günden beridir asla gün filan da saymadım, ne bir kriz geldi, ne de sigara içme isteği, ne de sigara içeni gördüğümde Yüzüklerin Efendisi’ndeki Gollum gibi içten içe ona sahip olma isteği… E ama daha önce de bırakmıştım ben sigarayı? Hiç bu kadar rahat değildim, sinirden etrafa sarıyordum, nevrim dönüyor gözlerim buğulanıyordu arada göremiyordum, sigara içenleri gördüğümde hemen canım istiyordu ve bana da verin deyip hemen çiğniyordum bırakma kararımı… Hakikaten çok zor… Ama lütfen bir düşünün, yıllarca içmiş biri olarak kendime de söylüyorum elbette, düşünelim, bu kendimize yaptığımız kötülüğü başka kim bize yapabilir, içimize duman çekip kendimizi zehirliyoruz, bunu hangi akla hizmet yapıyoruz bir düşünelim lütfen, dünyada en değerli şeylerden biri sağlıkken, hatta en önemlisi sağlıkken neden bu şekilde önemsiz ve bize bir faydası olmayan bir şey ile pervasızca oynuyoruz sağlığımızla, zorumuz ne bizim, neden yılda milyarlarca para harcayarak kendi sonumuzu hazırlıyoruz… Evet bu gibi şeyler maalesef ki bana da geyik geliyordu, televizyonda sigara ile ilgili reklamları görünce gidip sırf o reklamlara inat bir sigara yakıp ohh diyordum, sigarayı bıraktırma hattını görüp arkadaş taktılar sigaraya içicem ben kime ne diye hırs yapıyordum… Fakat, sakin bir kafayla düşününce baktım ki, bu şekilde inatlaşmanın ne başkalarına zararı ne de kendime bir faydası var, gene kendime ediyorum edeceğimi…

Twitter’e yazdığım sigarayı bırakma tivitine şu an baktım, tarih 23 Aralık 2012… O gün hangi ruh haliyle bıraktığımı da ekleyerek yavaş yavaş yazıma son vereyim…

Sigaram gelmişti gene akşamüzeri ve kalkıp sigara içmeye balkona çıkmıştım, o anlar çok acaip, sigara içmen gerektiğine karar verip, gidip içiyorsun… Halbuki insanın yaratılışında öyle bir ihtiyaç yok, içine o pis dumanı çekmezsen onun eksikliğinden ölmeyeceksin yani, hatta tam tersi o dumana devam edersen ölme ihtimalin var yani… Ne bileyim, su içmek bir ihtiyaçtır, yemek yemek, tuvalet bir ihtiyaçtır, üremek, öğrenmek, nefes almak vs vs hepsi bi şekilde ihtiyaç ama ya o pis dumanı içine soluyup, geri dışarı üfürmek? O ise bile bile intihardır, sigara içen birini gördüğümüzde intihar eden insana yaptığımız muameleyi yapabiliriz mesela, “-DUR, HAYAT ÇOK GÜZEL, ATLAMAA! NE DERDİN VARSA ÇÖZÜLÜR YAPMAA! –Olm ne bağrıyorsun kulağımın dibinde manyaklaşma! –ÇEKME ONU İÇİNE, DUMAN SOLUMA DAHA ÖNÜNDE UZUUN SENELER VAR!” gibi… Neyse, gene o berbat anlardan biri gelmiş ve ben gene sahibimin peşine takılmış, duman seansına yol almıştım, balkonda sigaramı içerken, o an annem mutfağa girdi, aramızda sadece cam var, o içeride ben dışarıda, mutfağa girdi ve bi an bana bakıp yüzünü çevirdi ve daha da bakmadı ya da bakamadı… Annem işini halledip mutfaktan çıktığında anladım ki, artık benim elimde sigara gördüğünde anne yüreği bunu kaldırmıyordu, oğlunu ne kadar vazgeçirmeye çalışsa da vazgeçirememiş, ne diller döktüyse olmamıştı ve gözlerinin önünde kendini tüketiyor, sağlığıyla oynuyordu… İkinci kez bakamamıştı o an annem bana!.. Bense sigarayı söndürürken saniye bile düşünmemiş ve kararımı vermiştim artık… Bu sefer neden bırakmakta zorlanmadığımı da ilginç bir şekilde test etmiş oldum… Çünkü, önceden bırakmak için bırakıyordum, bu sefer sigaralı 8 yılı elekten geçirmiş, bırakmam gerektiğini mantıklı sebeplere dayandırarak gerçekleştirmiştim eylemimi… 

Son olarak diyeceğim şudur ki, lütfen hayatı kendimize bu şekilde zehir etmeyelim, gene de tercih bizim elbette, sevgiler


3 Ekim 2013 Perşembe

Lütfen Susun...

İslam,nefret dini olmadığı gibi,bugün ağızlardan İslam'ı düşürmeyen insanların davranışlarıyla da örtüşmüyor,soğutmak da günah,bari susun!

Herkesin, inanmak ve ya inanmamak gibi bir özgürlüğünün olduğunu idrak edemeyenler en başta sussunlar,

İnanmayana küfür etme hakkı, aşağılama hakkı bulunduğunu sananlar derhal sussunlar,

Yaşayışı ile insanların gıpta ettiği bir insan olmayanlar derhal sussunlar,

Herhangi bir neden ile bir başkasının ölümüne sevinen, ölünün arkasından kötü konuşanlar bir sussunlar,

İslam'ın kelime anlamı "barış" iken intikam duygusundan arınamayan insanlar ne olur sussunlar,

Son peygamber Hz Muhammed (sav)'in hayatını, davranışlarını, huylarını, nazikliğini, merhametini, yaşadıklarını bilmeyip konuşanlar yalvarırım sussunlar,

İmanın ve dinin bir şov malzemesi haline dönüşemeyeceğini, bunların ancak tevazu-sabır gibi güzel huylarla belireceğini bilmeyenler lütfen sussunlar ve artık yorum yapmasınlar...

Din, yaşanılacak bir şeydir, İslamiyet bu yaşantıyla özenilecek-gıpta edilecek örnek olunası bir hayattır,

Din, inancı olanlar için bir zırhtır, inancı olmayanlar içinse inancı olanları kullanabilecekleri, kendi yanlışlarını örtecekleri bir zırh haline geldiğinde hem iğrenç hem de mide bulandırıcıdır...

Allah adını "kullanarak" yapılan her türlü yanlış, İslam adını "kullanarak" atılan her yanlış adım inşallah bunu yapanların ayaklarına dolaşır ya da gerek kalmadan yanlışlarının farkına varırlar.

İnsanları İslam adına konuşarak yaftalayıp-nefret kusup haşa Allah'mışcasına "dinsiz, imansız, yezit" damgalarını yapıştıranları Allah'a havale edip ben de susuyorum...

...


Ersin PERK




İslam, sevgi, barış